VERGİ ADALETİ AÇISINDAN TÜRK VERGİ SİSTEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ – ÜNAL OCAK

GİRİŞ

Belirli bir amaca ulaşmak için alınan önlemlerin tümüne “politika” denir. Ekonomik yaşamda kapsamlı önlemler almak kudreti ise günümüzde devletin elindedir. Devlet;

a) Doğrudan doğruya ekonomik faaliyetlerde bulunarak,

b) Paranın değerine, milli gelirin dağılışına vb. müdahale etmek suretiyle,

“ekonomi politikasını" iki yoldan uygular. Bu müdahaleler, özellikle ekonomik faaliyetlerin yasal yapısına (özel mülkiyet,çalışma özgürlüğü) ve üretim örgütlenmesine (özel sektör-kamu sektörü) yöneltilir. Gelir dağılımı da, fiyat kontrolü, vergi ve bütçe yoluyla yine devletçe etkilenir. Devlet, ekonomik yaşama tüm müdahalelerini, “milli gelirin arttırılması ve adil gelir dağılımı” amacına göre yönlendirip “uyumlaştırmak” zorundadır. (ALTUĞ, 1999, 1-2)

Bilindiği gibi tarih boyunca devletler kamu harcamalarının finansmanı sorunu ile karşı karşıya kalmışlardır. Günümüzde bu sorunu devletler egemenlik gücüne dayanarak halktan aldığı ve en önemli gelir kaynağı olan vergiler ve vergi benzeri gelirler ile çözmeye çalışmaktadır. Ancak devletin bu çalışmasında, dikkat etmesi gereken önemli unsurlardan biri de vergide adalet ilkesi olmalıdır. Zira vergide adalet sosyal devlette olması gereken bir olgudur. Bu olguya sahip olmayan devletler egemenliği altındaki milletlerin ayrılmasına kadar yol açmışlardır. Örneğin “ABD‘de bağımsızlığın kazanılması ve demokratik rejimin kurulmasında hareket noktası, anavatan İngiltere’nin uyguladığı vergilerdir.”(ÇAĞAN, 1980, 131)

Devletlerin bağımsızlığını elde etmesinde bile önemli rol oynayan ve günümüz literatüründe en çok tartışılan konulardan biri olan vergi de adalet konusunu Türk vergi sistemi açısından değerlendireceğiz. Çalışmamızın ilk bölümünde konu ile ilgili kavramları, ikinci bölümde Türk vergi sistemini vergi adaleti yönüyle inceleyip son bölümde de genel bir değerlendirme yaparak çalışmamızı tamamlamış olacağız.

1,.Konu ile ilgili kavramlar

1.1 Vergi tanımı

Vergi;”Devletin veya devletten vergilendirme yetkisini alan diğer kamu idarelerinin egemenlik gücüne dayanarak, kamu harcamalarının finansmanını sağlamak amacıyla kanuna dayanarak ve usulüne uygun olarak, gerçek ve tüzel kişilerin ödeme gücüne göre hukuki cebir altında, karşılıksız olarak ve geri vermemek üzere aldıkları paralardır”(ERGİNAY,1985,46)

1.2 Vergisel Anlamda Kayıtdışılılık

Vergisel anlamda kayıtdışı ekonomi; vergi kaçırma ve vergiden kaçınma güdüsü ile vergi idaresinin bilgi alanı dışında bırakılmış faaliyetlerin bütünüdür.(ALTUĞ, 1999, 1-2)

1.3 Vergi sistemi – Türk vergi sisteminde yer alan vergiler

Belli bir ülkede belli bir dönemde uygulanan vergilerin (ve vergi benzeri gelirlerin) bütünü vergi sistemi olarak adlandırılır. Bir vergi sistemi tekbir vergi türü üzerine kurulduğu taktirde “tek vergili sistem”, birden çok vergi uygulanmakta ise çok vergili sistemden söz edilir. (ÖNCEL .KUMRULU.ÇAĞAN,2011,225)

Ülkemizde de çok vergili sistem mevcut olmakla birlikte bir sınıflandırmaya gidecek olursak vergilerin alındığı ekonomik kaynağa göre Türk vergi sisteminde yer alan vergilerin bazılarını genel olarak şöyle sınıflandırabiliriz.

TABLO 1: Tük vergi sisteminde yer alan vergilerin ekonomik kaynağa göre dağılımı

GELİR ÜZERİNDEN

SERVET ÜZERİNDEN

HARCAMA ÜZERİNDEN

Gelir vergisi Emlak vergisi Katma değer vergisi
Kurumlar vergisi Veraset ve intikal vergisi Banka ve sigorta muameleleri vergisi
  Motorlu taşıtlar vergisi Özel tüketim vergisi

*(ÖNCEL,KUMRULU,ÇAĞAN,2011,226)

1.4 Vergi adaletinin tanımı ve sağlanması

.“Vergi adaleti; verginin tarafsız olması ve ekonomik ve sosyal yönden düzenleyici olması şeklinde iki yönlü incelenmektedir. Verginin tarafsız olması, ödeme gücüne göre vergilendirmeyi, düzenleyici olması ise, sosyal adaleti sağlayacak şekilde kişiler arasında var olan servet farklılıklarını gidermeyi ifade etmektedir”.(AKDOĞAN, 2006,150,vd)

Vergi adaletinde farklı kesimlerin kazançlarına nispetle, yüklendiği vergi miktarının birbirine eşit olması gerekmektedir. Vergiye tahammülde, verginin ağırlığından çok adaletli olarak alındığına inanmak önemli olup, bu inancı sarsacak şekilde adaletli dağılmayan vergiler her şeyden önce kaçakçılık suçlarını teşvik eder. Vergiye dayanma eğilimini zayıflatır. Bu nedenle; “Vergi adaletinin tarafsız ve düzenleyici olma özelliğine göre devlet ve vergi ödeyicisi çeşitli şekillerde vergi yükünün adaletli dağılımı hususunda girişimler yapmaktadırlar. Bu girişimler devlet açısından vergi reformları yapılması, verginin mali sosyal, ekonomik ve idari koşullara uyumun sağlanması, vergi kaçakçılığının önlenmesi şeklindedir. Vergi ödeyicisi açısından ise adaletli olmayan uygulamaları önlenmesi biçiminde olmaktadır.” (AKDOĞAN,2006,190) böylece vergi adaleti sağlanmaya çalışılmaktadır..

2. Türk vergi sisteminin adalet yönüyle incelenmesi

Bu bölümde Türk vergi sistemini vergide adalet yönüyle yukarıdaki bilgiler ışığında incelemeye çalışacağız. Ancak vergi sistemini incelemeden önce anayasada ki vergide adalet yaklaşımını irdelememiz gerektiği kanaatinde olarak anayasamızdaki vergi de adalet yaklaşımına değineceğiz.

2.1 Anayasada belirtilen vergi adaleti yaklaşımı

Vergilerin devletler açısından önemli bir yere sahip olması devletlerin anayasasına kadar girmesine sebep olmuştur. Anayasamızda “vergi ödevi” başlığı altında vergi adaleti ile ilgili şu madde yer almaktadır.

“Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.”(ANAYASA,m.73,f.1)

“Mali güce göre vergilendirme sosyal devletin vergi adaleti ile ilgili ilkesidir. Mali güce göre vergilendirme kişilerin ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alınarak vergilendirilmeleridir. Bu ilkeye uyulması ile vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı da sağlanır.”(ÖNCEL,KUMRULU,ÇAĞAN,2011,52) Anayasamızda böyle bir yaklaşımın olması ve Türk vergi sisteminin bütününe bu ilkenin doğru bir biçimde uygulanması sonucun da ülkemiz vergi adaleti açısından olumlu sonuçlar doğuracaktır.

2.2 Gelir üzerinden alınan vergilerin değerlendirilmesi

“Mali, sosyal, ekonomik ve politik nedenlerin gelişimi üzerinde büyük ölçüde etkisi olan gelir üzerinden alınan vergiler modern vergi sistemlerinde göz önünde tutulan vergi ödeme gücü, vergide kişisellik ve vergi önünde eşitlik ilkelerinin en iyi biçimde gerçekleştirilmesine olanak sağlayabilecek bir niteliktedir.”(ULUATAM,2001,233)

Biliyoruz ki bir vergileme işleminde kişilerin ödeme gücünün belirlenmesi vergide adaleti sağlamak için gereklidir. Kişilerin ödeme gücünü belirlemede en uygun yöntem gelir üzerinden alınan vergilerle mümkün olmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde gelir üzerinden alınan vergiler büyük bir paya sahip iken ülkemizde bu durum söz konusu değildir. Ne yazık ki gelir üzerinden alınan vergiler harcama üzerinden alınan vergilerin gerisinde kalmaktadır.

“Gelir vergisi, yükümlüsünün kişisel ve ailevi durumunu göz önünde tutularak artan oranlı tarifeye göre alınan sübjektif dolaysız vergilerdir. Etkin bir şekilde uygulanabilirse dolaysız sübjektif vergiler arasında en yaygın, en adil ve en verimli vergi türü gelir vergisidir.”(NADAROĞLU,1996,344)

Böylesine verimli, adil bir vergi çeşidi maalesef ülkemizde ki vergi sisteminde etkin bir şekilde kullanılmamaktadır. Bunun nedenlerini açıklamak gerekirse ülkemizde bir dönem uygulanan götürü usulü ile vergilerin tarh edilmesi, muafiyet ve istisnaların fazla olması, artan oranlı tarifede uygulanan oranların yüksek ve sert olması sayılabilir. “Mükelleflerin özel giderlerinin kanunen masraf kabul edilmemesi ve bu oranların yüksek ve sert olması ise mükellefi kayıtdışına itmektedir”.(ALTUĞ, 1999, 434-438) Bu gibi nedenler gelir vergisinin adil bir vergi niteliğini zedelemektedir. Özellikle gelir vergisi tarifemiz artan oranlı olmasına rağmen dilimler arası matrah değerleri çok düşük ve tarifenin ilk dilimi %15 gibi yüksek bir oranda başlıyor bu oran düşürülmeli en az %10 olmalı üst dilimin oranı da çok düşük %35 bu oranda en az %60 olmalı ve dilim matrahı da artırılmalıdır. Bu haliyle sınırlı sabit oranlı tarife görünümünde ve vergi adaletini sağlamadan çok uzak olmaktadır. Ancak bazı aksaklıkları ve tarifedeki olumsuzlukları giderecek olursak vergi sistemimizde en adil vergi türü olacaktır.

Kurumlar vergisi, gelir üzerinden alınan vergilerden ikincisi olup ayırma ilkesine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ayırma ilkesinde amaç sermaye gelirlerinin emek gelirlerine göre daha ağır vergilemeyi gerektirdiğinden kurumlar vergisinin ayrı bir vergi çeşidini oluşturması ve vergi sistemimizde yer alması vergide adaleti sağlama yönünden olumludur. Kurumlar vergisi ile tüzel kişiliğin vergilendirilmesinden sonra tüzel kişiliğin sahiplerinin de ayrı vergilendirilmesi çifte vergilendirme gibi görünüp adaletli olmadığı düşünülse dahi oranın %20 gibi makul bir oran olması oldukça olumlu olup vergi sistemimizde gelir vergisinden sonra en adil vergi türüdür diyebiliriz.

2.3 Harcamalar üzerinden alınan vergiler

Harcama vergileri, gelirin ve servetin tüketim maksadıyla elden çıkartılması yani harcanması nedeniyle alınan vergilerdir.”(NADAROĞLU,1996,355) “Harcama üzerinden alınan reel nitelikteki vergiler, fazla hasılat elde etmek amacı ile uygulamaya getirilmiştir. Kolay bir vergileme tekniğine sahip olan ve fazla masraf gerektirmeyen bu vergiler, mükelleflerin kişisel ve aile durumlarını göz önüne almadıklarından vergi adaletinin sağlanması bakımından olumsuzluklarla doludur.“(AKDOĞAN,1980,51)

Harcama vergileri, her ülkede görülmektedir. Ancak gelişmiş ülkelerde harcama vergilerinin (dolaylı-vergiler) ülke ekonomisinde ki payları gelir üzerinden alınan vergilere göre daha az olduğu ile karşılaşılmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ülkemizde ise bunun tam tersi görülmekte olup harcama vergileri hem sayı bakımından zengin olup hem de vergi hasılatı bakımından en ön sırada yerini almış bulunmaktadır. Buda vergi adaleti açısından yükümlüler tarafından hoş karşılanmamaktadır.

2.4 Servet üzerinden alınan vergilerin değerlendirilmesi

Servet vergilerinden özellikle servetin değeri üzerinden alınanlar; emlak vergisi ve motorlu taşıtlar vergisinin servetin el değiştirmesinden alınan veraset ve intikal vergisine göre daha fazla olmalıdır. Gayrimenkul servetlerde oluşan aşırı değerlenmeler için yeni bir değer artış vergisi konulmalıdır.

Menkul servetlerde sermaye birikimi ve tabana yayılması için 50 yıldır uygulanan teşvik ve istisnalar azaltılmalı, banka dışındaki tefeci faizleri kayıt altına alınmalıdır. Servet vergilerinde vergiye konu olacak menkul ya da gayrimenkulün net bir şekilde değerinin belirlenmesi gerekir, motorlu taşıtlar vergisinde motor kapasitesi ve motor hacmi baz alınarak spesifik bir vergi olup diğerlerine nazaran olumlu sonuçlar doğurmasına rağmen emlak vergisinde vergilendirmeye esas alınan vergi değerinin gerçeği yansıtamaması ve servet üzerinden alınan vergiler de yukarıda saydığımız eksikliklerin olması vergi adaletini olumsuz etkilemektedir.

3. Türk vergi sisteminin genel olarak değerlendirilmesi

Türk Vergi Sisteminde, toplam Vergi Gelirlerinin yaklaşık %30’unun dolaysız vergilerden, %70’inin dolaylı vergilerden oluşması,

Dolaysız ve dolaylı vergilerde kayıp ve kaçak oranlarının yüksekliği (kayıtdışı ekonomi)

Vergi borçlarını gününde ödeyenlere karşı vergi borçlarını gününde ödemeyenlerin “tahsilatın hızlandırılması” gerekçesiyle de olsa çıkarılan açık ve örtülü af yasalarıyla ödüllendirilmesi,

Vergi sisteminin kayıtdışı ekonomiyi gidermek ve verginin tabana yayılmasını sağlamak amacıyla Gelir Vergisi mükellefiyetinin doğumla başlatılması gereğinin yerine getirilmesi yerine kamu finansmanının borçlanma yoluyla yapılmasının tercih edilmesi,

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

AKDOĞAN, Abdurrahman; “Kamu Maliyesi”, 11, Baskı, Gazi Kitabevi, 2006,

AKDOĞAN, Abdurrahman; “Gelir Vergisi Açısından Vergi Adaletine Teknik BirYaklaşım”, 3.Baskı , Gazi Kitabevi, Ankara, 1980.

ALTUĞ, Osman; “Kayıtdışı Ekonomi” 2.Baskı, Türkmen Kitapevi, İstanbul, 1999

ÇAĞAN, Nami, “Demokratik Sosyal Hukuk Devletinde Vergilendirme”, AÜHF Dergisi 1980.

ERGİNAY, Akif; “Kamu Maliyesi”, Ankara, 1982.

NADAROĞLU, Halil, “Kamu Maliyesi Teorisi”, 9. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul,1996.

ÖNCEL, Mualla, KUMRULU, Ahmet, ÇAĞAN, Nami, “Vergi Hukuku”, Gözden Geçirilmiş, Değişiklikler, İşlenmiş 20. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2011.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Vergi Ödevleri, mad.73.

ULUATAM, Özhan, “Kamu Maliyesi”; 7. Baskı, İmaj, Yayıncılık, Ankara, 2001.

 

RizVN Login

Dernek Üyeleri Girişi