VERGİ ADALETİ AÇISINDAN TÜRK VERGİ SİSTEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ - NAZLI KAHRAMAN

I. GİRİŞ

Adalet kavramı temelde hukuk kurallarına uygunluğu temsil eder. İnsanların toplum içindeki davranışlarıyla ilgili olduğundan toplumsal kurallarla da ilişkilidir ve tarih boyunca da toplumlar arasında tartışmalı bir alana konu olmuştur.

Devlet ve vergi mükellefleri, vergilemede adalet koşullarının sağlanması bakımından, sürekli kendi istekleri doğrultusunda girişimlerde bulunmaktadırlar. Bu girişimler devlet açısından, vergi reformlarının yapılmasını, bireyler ve sosyal gruplar açısından da kendi lehlerine olanaklar sağlayacak veya var olan durumlarını korumaya olanak verecek isteklerde bulunma yönünde olmaktadır (Gökbunar,1998:4). Aslında vergilemedeki bu girişimlerin yapılış amaçları adaleti sağlamaya yönelik gerçekleştirilseler de uygulama alanında pek çok tartışmayı içinde barındırmaktadır. Acaba uygulanan bu politikalar gerçekten vergilemede adaleti sağlamaya yönelik midir?

Adalet kavramının niteliğine bağlı var olan belirsizlik, vergide adaletin ne olduğu konusunda yaşanmaktadır. Vergilendirmede adaletin pozitif hukuk bakımından içeriği temel hak ve özgürlükler ile bunlara devletin müdahalesinin sınırını çizen Anayasalar ile doldurulmaktadır (Görür,2010:5). Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da vergilemede adalet ilkesinin açıkça yer aldığı anayasalardan biri olup verginin yasallığı ve genelliği ilkesiyle birlikte 73. Madde de düzenlenmiştir.

“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.”

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda da verginin yasallığı ilkesi, genel eşitlik ilkesi ve sosyal devlet ilkesi kabul edilmiştir.

 

II. VERGİ ADALETİNİN SAĞLANMASINA YÖNELİK UYGULANAN VERGİ SİSTEMİ

Bir ülkede belirli bir zamanda var olan vergilerin tümü o ülkenin vergi sistemini oluşturur. Vergi sistemleri ülkeden ülkeye değiştiği gibi, zamanla bir ülkenin vergi sistemi değişime uğrayabilmektedir. Mutlak iktidarın halk tarafından sınırlandırılmak istenen ilk yetkisi, vergilendirme yetkisi olmuştur. Mutlak iktidarın vergilendirme gücünün sınırlandırılarak hukuk düzenine bağlanması, anayasal demokratik sistemin kurulması yönünde atılmış önemli adım olma özelliğine sahiptir (Yaşar,2009:338).

Vergilemede adaletin sağlanabilmesi, kişilerin eşit muameleye tabi tutulmalarına, uygulanan verginin ödeme gücü nispeti ile orantılı olmasına, gelir ve servetlerin belli bir düzen içinde yeniden dağılımının gerçekleştirilmesine bağlıdır. Adil bir vergi sisteminde vergi yükünün mükellefler arasında adil dağıtılması beklenir. Bu noktada vergi gelirleri içerisinde gelir ve kazanç üzerinden alınan vergiler ile mal ve hizmetler üzerinden alınan vergilerin payı ve dolaylı ve dolaysız vergilerin bileşimi önem atfetmektedir.

KAYNAK: (www.ifesam.org)

2006 ile 2012 yılları arasında Türkiye’de dolaysız olarak toplanan vergiler, dolaylı vergilere oranla daha hızlı yükselmiş olsa da, bütçe gelirlerinin önemli bir kısmını dolaylı vergilerden toplamaya devam etmektedir (GRAFİK 14.)

 

TABLO:1 Türkiye’de Dolaysız Olarak Toplanan Olan Vergiler ile Dolaylı Toplanan Vergiler Oranı

KAYNAK:OECD

OECD istatistiklerine göre, 2011 yılında bir dolaylı vergi türü olan mal ve hizmetlerden alınan vergiler, Türkiye’nin toplam vergi gelirlerinin %51′ini oluşturuyor (Tablo 2). Diğer OECD ülkeleriyle karşılaştırıldığında ise bu oran oldukça yüksek kalıyor.

Tüm vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin oranının yüzde 30 civarında olması adil bir vergi sistemi gereği ise de, ülkemizde durum tam tersidir.

2013 istatistiklerine göre; Tüketimden alınan dolaylı vergilerde yılın ilk on ayındaki toplam tahsilat 185.7 milyar liraya ulaştı. Dolaylı verginin toplam vergi gelirleri içindeki payı geçen yıla göre 2.6 puan artışla yüzde 69.7’ye yükselmiştir.

Bu durumda, gelir üzerinden alınan vergilerin oranı yüzde 30, tüketim üzerinden alınan dolaysız vergilerin oranı ise yüzde 70 olarak uygulanıyor. Örneğin, ekmeğe vergi koyduysanız, bu bir dolaylı vergidir, vergi gelirden değil, ekmek tüketiminden alındığından yüksek gelirli kişi de düşük gelirli kişi de aynı miktar vergi öder. Diğer bir deyişle kişinin geliri artsa da uygulanan vergi artmaz. Aslında bütün tüketim vergileri dolaylı vergi olup, vergi adaletini bozucu özelliğe sahiptir.

Ekonomistler vergilemede adalet için iki temel prensip üzerinde durmaktadırlar. Bunlardan ilki fayda prensibi, diğeri ödeme gücü prensibidir. (Samuelson ve Nordhaus,2000:332). Ödeme gücü prensibi gelir vergisi politikalarının oluşmasında fazlasıyla etkili olmuştur.

Ödeme gücü kavramı kişilerin sadece gelirini baz alan ödeme yeteneğini ifade ederken; mali güç kavramı daha geniş anlamda kişinin gelirini, servetini ve tüketimini, yani vergilendirme kapasitesini kapsamaktadır.(GÖRÜR,2010:23).

Tablo 2: Anayasalarında Ödeme Gücü İlkesine Doğrudan Yer Veren Ülkelerin Vergi ve Transfer Sistemlerinin Gelir Dağılımına Etkileri (2012)

KAYNAK: (www.stats.oecd.org)

Anayasalarında doğrudan; ödeme gücü ilkesi, sosyal devlet ilkesi ve adil gelir dağılımı ilkesine yer veren ülkeler ile anayasalarında vergilemede adalet ilkesine doğrudan yer vermeyen ülkeler karşılaştırıldığında (Tablo 2); ülkelerin vergi ve transfer sistemlerinin, gelirin yeniden dağıtımında veya gelir dağılımını etkileme gücü açısından anlamlı bir fark olmadığı görülmektedir. Türkiye ise anayasal anlamda; ödeme gücü, adil gelir dağılımı ve sosyal devlet ilkesini benimsemiş bir ülke olmasına rağmen, hem gelir dağılımının eşitsizliği ve vergi ve transfer sisteminin geliri yeniden dağıtma gücü açısından hem de ödeme gücü ölçütüne göre vergilendirme açısından oldukça kötü durumda olduğu söylenebilir.(GÖK, BİYAN, AKAR, 2012 :18). Bu bakış açısıyla; Türk vergi ve transfer sistemi anayasal anlamda esasları belirlenen; vergi adaleti, sosyal devlet ve adil gelir dağılımı ilkelerini uygulamaya yansıtamamıştır.

III. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Vergide adalet ve adaletin beraberinde getirdiği vergide eşitlik ilkesinden anlamamız gereken aynı durumda olanlar için benzer verginin alınması ya da farklı durumda olanlardan farklılıkları nispetinde farklı vergi alınmasıdır. Aynı vergi yada farklı vergi alınmasının belirlenmesini sağlayan en önemli ölçüt ödeme gücü kavramıdır.

Gelir seviyesi düşük olan kişilerde daha fazla vergi yükü getirmemek gibi hakkaniyete dayalı bir düşünce ile mutfakta kullanılan LPG’ler üzerinden düşük tutarda akaryakıt tüketim vergisi alınması, düşük alınan bu vergi yerine LPG’li araçlardan yüksek tutarlarda motorlu taşıtlar vergisi alınması mutlak adaletin sağlanmasına katkıda bulunurken, kendi içinde vergisel adaletsizliğe sebebiyet vermektedir. Her şeyden önce düşük gelir düzeyine sahip kişilere fazla vergi yükü getirmemek amacıyla akaryakıt tüketim vergisi oranın düşük tutulması ile LPG’li araçlardan fazla vergi alınması, verginin alınma amaçları açısından çelişmektedir. Kişiler araçlarında LPG tüketimine bu araçların çevre kirliliğine daha az sebebiyet verdikleri için değil, daha ekonomik olduğu için tercih etmektedirler. Gelir düzeyi düşük olan veya harcamalarında tasarruf yapma ihtiyacı duyan kişilerin büyük bir çoğunluğu araçlarındaki yakıt sistemlerini bu gerekçeler yüzünden LPG tüketen sisteme dönüştürmektedirler. Durum böyle olunca ödeme gücü fazla olmayan bireylerden alınmayan bir verginin, yine ödeme gücünün çok fazla olduğunu söyleyemeyeceğimiz başka bireylerden alınması birbiri ile çelişmektedir. Bir başka deyimle sosyal gerekçelerle bir mükellef grubundan alınmayan bir vergi, hemen hemen aynı yapıya sahip başka bir mükellef grubundan ve başka bir vergi türünden alınarak telafi edilmeye çalışılmaktadır.(KELECİOGLU,2011:4)

 

 

KAYNAKÇA

1) GÖK, Musa (2013), Vergilemede Adalet İlkesinin Anayasal Temelleri

Ve Uygulamaya Yansımaları: Seçilmiş OECD Ülkeleri

Açısından Karşılaştırmalı Bir Analiz

http://dosya.marmara.edu.tr/ikf/iib-dergi/2013-1/269.pdf Erişim tarihi:27.01.2015

 

2) APAK, Sudi (2008), AB Ülkeleri ve Türkiye Anayasalarında Ekonomi, Maliye ve Finans Yazıları http://www.finanskulup.org.tr/assets/maliyefinans/79/Sudi_Apak_AB_Ulkeleri_ve_Turkiye_Anayasalarinda_Ekonomi_MFY_79.pdf

Erişim tarihi:20.01.2015

 

3) YAŞAR, Recep (2009), Vergilemede Adalet ve Etkinlik İlişkisi http://www.vergidunyasi.com.tr

Erişim tarihi:28.01.2015

 

4) TUSİAD (2012), Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Türk Mali Sistemi İçerisindeki Yeri www.tusiad.org.tr

Erişim tarihi:28.01.2015

 

5) Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası (2012) www.hazine.gov.tr

 

6) OECD (2012), Anayasalarında Ödeme Gücü İlkesine Doğrudan Yer Veren

Ülkelerin Vergi ve Transfer Sistemlerinin Gelir Dağılımının Etkileri http://stats.oecd.org/Index.aspx?QueryId=26068 Erişim tarihi:28.01.2015

 

7) KELECİOGLU, Aykut (2001), Vergide Adalet İlkesi: Bir Örnek Olay Yaklaşım Dergisi:101 Erişim tarihi:20.01.2015

 

8) BAKIR, Nabi (2013), Ekonomi politikaları http://www.dunya.com/dolayli-vergi-yuku-yuzde-70e-dayandi-208705h.htm Erişim tarihi:29.01.2015

 

9) Türkiye Ekonomisi (2014), Bütçe Büyüklükleri ve Bütçe Performansı Raporu Erişim tarihi:28.01.2015

 

RizVN Login

Dernek Üyeleri Girişi